Green Zone


2010 ABD yapımı Green Zone filminin konusu Çavuş Roy Miller ve ekibi, Irak çölünde depolandığından kuşkulanılan kitle imha silâhlarını bulmak üzere görevlendirilir ve ölümcül kimyevi maddelerin peşine düşerler. Ancak bunun yerine, görevlerinin amacını taban tabana değiştirecek bir örtbas olayı ile karşılaşırlar. Farklı amaçları olan ajanlarca çevrilmiş olan Miller, bölgede savaşı tırmandıracak yanıtlara ulaşmak zorundadır.

Filmde Mat Damon-Roy Miller oyunculuğunu konuşturmuştu. Brendan GleesonMartin Brown un oyunculuğu rolüne tam oturmuştu o ne ciddiyetti öyle J

Film savaş filmi olmasına ragmen daha çok strateji üstüne kuruluydu bence.Film ABD’nin kendini eleştirmesi yönünden benim için oldukça önemliydi.Bazı sitelerde okuduklarımı aktaracak olursam :
Her ne kadar filmde ABD yönetiminin kendi halkına söylediği yalanlar anlatılmaya çalışılsa da, senaryoda işgalin yalnızca ABD’nin değil, Iraklıların da isteği üzerine gerçekleştiği düşüncesinin yer alması bir çelişki doğuruyor.

Oldukça etkileyici bir yorumdu.

Son olarak filmi sıkılmadan izledim.Aksiyon kategorisinde ortalamanın üstünde izlenmeye değer filmlerden…

Emre Dağdeviren 8 Şubat 2013 Cuma

Yeşil Bölgenin gerçekte ne olduğu ise ekşi sözlükten:

eskiden sadece saddam’ın kurmaylarının yaşadığı, halkın asla adım atamadığı, 2004’ten beridir ise amerikanın bagdat üssü haline gelen ve yine iraklıların çoğunun halen adım atamadığı kurtarılmaya çalışılmış bölge…. 
hava limanından 15-20 dakika uzaklıkta olmasına rağmen dünya’nın en tehlikeli yolu kabul edildiğinden tercihen zırhlı araçlar, miğfer ve çelik yelek eşliğinde bir an önce sokulmanız gereken, kum fırtınaları sebebiyle herşeyin haki renkte olduğu yıkıntı aslında…
askeri birliklerce kontrol edilen 4-5 kapıdan girilebildiği ve etrafı tamamen çevrili olduğundan iraklıların bolca havan topu yağmuruna tuttuğu veya kapılarına bombalı saldırı yaptığı büyükçe bir ticaret merkezine dönüşmüştür. tüm büyük yeniden yapılanma ihaleleri burdan verilmiş, burada uzaktan kumandayla icraa edilip, burada sonlandırılmıştır… içinde bulunan yüzlerce müstakil ev, ya sahipleri kaçtığından veya öldürüldüğünden yabancı şirketlere kiralanmış bir dönem dünya ticaret merkezinin toprağa yayılmış hali durumuna geçmiştir… halen yarı askeri bir kamptır ve yaklaşık 10 dakika önce yine büyük bir gürültüyle biryerlerine havan topu düşüğü tarafımca bizzat duyulmuştur… tamamen şahsına munasır bir yer olduğundan kendi özel dili vardır:
badge – kimlik, bir dönem dod denilen sonradan iz badge (international zone badge-uluslararası bölge kimliği) olarak adlandırılan bu kimliğiniz olmadan bölge içinde hiçbiryere gidemezsiniz, hatta içeri bile giremezsiniz. tutuklanmamak için tek şansınız escort badge’i (refakatçi kimliği) olan birinin size eşlik etmesidir.
defag – yemekhane, ordunun size (abartmıyorum 20-30 ayrı mutfağı) bol keseden sunduğu, hayal edebileceğiniz en büyük kafeterya
px – ordu marketi, eskiden ordu evlerinde dalmaya bayıldığımız yerler gibi içinde herşeyin olduğu ve özellikle ucuz ve kaliteli olduğu alışveriş cennetleri
palace – eskiden saddam’ın sarayı olan bir süredir ise amerikan büyük elçiliği olarak kullanılan, askeri kimliğiniz olmadan giremediğiniz yer… deneyene direk ateş açılıyor… şahit olunmuştur…
rnr- rest and relax (aslında arada “and” işareti vardır), insanlar burada özel anlaşmalarından dolayı birkaç haftalık çalışma sonrası mutlaka ülkelerine “dinlenmek ve rahatlamak” için yollanırlar… dün rnr’dan geldim denir sanki matah bişeymiş gibi…
pm – project manager (proje müdürü)
grc- gulf region center (orta körfez bölgesinden sorumlu birim)
pco- project contracting office (proje ve sözleşmeler bürosu)
jcci- joint contracting command iraq (ben çeviremedim, çeviri anlamı vermiyor) ihalelerden sorumlu üst birim, ordunun içinde…
biap- baghdad international airport (bagdat uluslarası havalimanı)
bu liste bu şekilde uzayıp giderken yeni gelenlerin ilk farkettiği, tuhaf amerikan kısaltmaları sebebiyle, yoksa ben ingilizce bilmiyor muyum süphesine kapılmalarıdır…
- already in baggers in front of jcci, just back from rnr man… i’ve met the grc pm and the ko this morning. looks like we’re gunna end up with t4d if we can’t work on the mr’s asap and do some pr in pco…
türkçe meali şöyle bişey;
- ordunun iraq işleri yöneten birimin önünde, yeşil bölgenin içindeyim, izinden yeni geldim adamım… orta körfez bölgesi proje müdür ve sözleşme sorumlusu ile görüştüm bu sabah, görünen o ki bir an önce kulis yapıp aylık raporlara bişey düşünmezsek sözleşmeyi feci acıyacak bir şekilde kafamıza geçirecekler… (kelimesi kelimesine değildir ama önemli olan ana fikirdir)

son olarak genel kanının aksine, para peşinde koşanlar kadar, kariyer, inanç ve işine saygı sebebiyle buralarda bulunanların sayısı da oldukça fazladır… ben mi, ara ara mecburen, bir geçerken uğrayanlardanım… zira bu modellere de bu bölgede rastlamak mümkün… 

4 yıldan gidip geldikten sonra kendinize şunu sorarsınız; türkiye irak’a asker yollamalı mıydı? cevabınız ne olursa olsun ciddi şekilde fikrinizi değiştirmek için tek şart kısa bir yeşil bölge ziyaretidir… ki tavsiye edilmez…
Reklamlar
Genel içinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s