Aynalar Koridorunda Aşk

 
İnsan ne ister?
İnsan ne ile mutlu olur?
Aynalar koridorundaaşk ilginç bir roman.Şu ana kadar okuduğum aşk kitaplarından oldukça farklı.Aşkı farklı yönlerden farklı bakış açılarından ele almış.(Binlerce aşk romanı yazılmış, aşkın romanı yazılmamıştı)Sürükleyici ve etkileyici.Aslında bakarsanız yazar karakterlerin durumlarını yazarken tekrardan kurtulamamış gibi geldi ve bu bölümlerde oldukça sıkıldım.
Romanın konusuna gelecek olursak  yazar  psikiyatrist Mustafa Ulusoy’un, dr. mavi ile kırmızı arasındaki terapi seanslarını anlattığı, aşkın varoluşsal kimliğini irdelediği bir kitap.Mustafa Ulusoy çok farklı açılardan ele alınabilecek konulara değiniyor.Değindiği konuyuda oldukça tatmin edici bir biçimde anlatıyor.
Dr.Mavi ile Beyazın arkadaşlığı muhteşemdi.Hayatta her insanın böyle değer verdiği konuştukça paylaştıkça birbirlerine yeni şeyler kattığı rahatladığı arkadaşları dostları olmalı.İnsanların başkaları tarafından sırf taktir edilmek için onların gözüne girebilmek için neler yapabileceği bu yapılanların ne kadar gereksiz olduğu gözler önüne serilmişti.Kitabın asıl konusuna gelince “aşk” çok farklı boyutta ele alınmıştı.Aşkla alakalı altını çizdiğim satırları ele alacak olursak:
Bir insanın kalbini doldurmaya aşk yeter mi?
“Aşk konusunda kimse yalan söylmemeli.Aşkın bir başkasını sevmek olduğunu söylemek koca bir yalandır.Aşk karşılıksız yaşanamaz.Karşılıksız seven insanlar bile en azından fantazilerinde aşklarına karşılık bulamadan yapamazlar.Aşkı besleyen sevilmek ve önemsenmek duygusudur.Bu anlamda aşk, bir başkasının dünyasında varolma çabasıdır.Kendi varoluşunun bir başka varoluş tarafından onaylanması ihtiyacıdır.Bir çift gözbebeğinde yansıma, böylece varoluş kazanma ihtiyacıdır.Bir başka varoluşun içinde iyi bir yeri olduğuna inanmayan insanın aşkı biter.Bunun dışında aşık olunanın o kadar da önemsenecek biri olmadığını farketmek de aşkı öldürür.”
Sahiden hangimiz aşk hakkında böyle düşünüyoruz?
Kişiler kendilerini değerli hissetmek için zamanımızda en çok aşka sığınıyor ve aşkı bir kurtarıcı olarak görüyorlar.İlginç şekilde, bir kurtarıcı gibi sarınılan aşk, kendisinden bekleneni veremediğinden ve kesinlikle de veremeyeceğinden, temel bir insanî acıya dönüşüyor.Özellikle terkedilen insanlar, ya da aşklarına karşılık bulamayanlar, veyahut kendilerine kimsenin âşık olmadığına inanan insanlar kendilerini değersiz hissetmeye başlıyorlar.Bu yüzden, bu kitabın temel vurgularından biri aşkın insan için bir kurtarıcı olamayacağıdır.Ne aşk insana yetiyor; ne de insan aşka.

Aşk insanî bir durum. ve aşk iradî bir yaşantı değil. bir de bakıyorsunuz ki, âşık oluyorsunuz. kanaatimce, aşk insanın sevilmek ve değerli olmak istediğini, bu yönde büyük bir ihtiyacı olduğunu anlaması için yaratıcı tarafından verilmiş insanî bir yaşantı.Her aşk düş kırıklığı ile biter.Burada sanki, âşık olunca insandan beklenen, aşkın kaldıramayacağı kadar sevilme ve değerli hissetmeye insanın ihtiyacı olduğunu anlaması ve bunun yolunu aramasıdır.Ama eğer aşka varoluşsal bir anlam yüklenirse, insan kendisini mutlak değerli hissetmesini aşka bağlarsa, işte o zaman aşk sadece bir yanılgı ve düş kırıklığıdır.
Kitapta ilgimi çeken yerleri altını çizdiğim satırları sizlerle paylaşmak istiyorum:
“İnsanın en değerli varlığı kendisiydi.”
“Bazen de acılara para karşılığınmerhem olmaya çalışmak ona garip geliyordu.”
“Bazı insanları tanımlarken ‘alim değil ama arif bir insan’ dediğini hatırlatmıştı.”
“Aşk camdan bir nesne gibidirÇok kolay kırılır ve insanı kolaylıkla kırgınlaştırır.Aşkı taşımak zordur.Aşk yoğun bir sevgidir.”
“Anlamsızlıklarla karşı karşıya kalındığında hissedilen acı öylesine derindir ki,kişi çılgınca bir anlam arayışına girer.İnsanın anlam arayışı aslında varolma arayışı,yokluğa isyan ve varolma tercihidir.İnsan varolmakla varlığın tadını almıştır.Bir kere takıldı mı hayat, varolma bir kere ruha bulaştı mı, birdaha yakasını bırakmaz insanın.”
“Modern çağın kabusu, kötü izlenim bırakmak.Modern çağın arafı, kişisel şöhret.Bir toplum kendisini ne ölçüde demokratik görürse, bu şöhret o ölçüde önem kazanır ve başkalarından gelecek en ufak eleştiriye duyulan korku o ölçüde saplantı haline gelir.Amerika’da yapılan bir anket, bütün korkular içinde en kaygı verici olanın bu korku olduğunu ileri sürüyor.”
“İnsan varoluşa bağlı hatta bağımlıdır.”
“Bir hiç uğruna varolmayı çok saçma buluyorum.”
“İnsan varoluşu kuran değil seyredendir.”
“Sence bugün nereye gitti doctor?Yaşananlara ne oldu?”
“Anne baba olmanın en güzel tarafı ne biliyor musun Doktor?Onlarnı kişilik gelişimine katkısı ayrı bir nokta ama en esaslı şey, doğumdan itibaren bir varlığın gelişiminin canlı şahidi olmak.Bu bir devletin tarihini bilmek kadar ilgi çekici.Anne babalar hem bu tarihi gözlemliyor,hem de onun gidişatına etki ediyorlar.”
“say.154-161”
“Her bir değişim, sonsuz yaratıcının sonsuz isimleri için gereklidir.”
“Yaratıcının insane sunduğu hayat ne kötü ne zor ne şer ne de anlamsızdır.Yaşamı zorlaştıran onu  olduğu gibi Kabul etmeyen narsistleşmiş benliktir.”

“Yıldızlar gece çıkıyor.Yıldızları görmek isteyen geceye razı olmalı.Hayatının yıldızlarına ulaşmak istiyorsan, içindeki geceye razı olmalısın.”
 
 Not:Okuduğum kitapları çok daha sonra yazmaya çalışıyorum.Bu yazıda onlardan biri.Bu sebepten olsa gerek birçok ayrıntıyı unutmuş oluyorum.Pasif olmamak gerek.Bir işe karar verir vermez işe koyulmak gerek duyrulur…
Reklamlar

Aynalar Koridorunda Aşk” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s