Giderken Bana Bir Şeyler Söyle

Mustafa Ulusoy’la insanın temel acıları üçlemesinin ilk kitabı olan Aynalar Koridorunda Aşk‘la tanıştım.Kitapta kullandığı üslubu olaylara bakış açısı ve en önemlisi işlediği konular ve sunduğu fikirler açısından serinin diger kitaplarınıda okuma gerekliliği hissettim.2.Kitabın ilk kitaba gore daha akıcı daha düzenli ve mantık açısından daha kuvvetli olduğuna karar verdim.Mustafa Ulusoy bu kitabında insanın en temel acılarından belkide en önemlisi olan ölümden bahsediyor.Seçtiği konular çok derin ve çok çeşitli açılardan ele alınabilecek konular bence ve Mustafa Ulusoy ele aldığı açıdan konuyu tatmin edici bir şekilde ve mantık çerçevesinde ilk kitabındada olduğu gibi anlatıyor.

Ölüm düşüncesi az çok hepimizin zihnini yoklamıştır.Şu dünyada gerçek olan yegane şeylerden biridir ölüm.”Ölümü ve ölüm sonrasını çözümleyemeyen, hayatını özgürlüğe kavuşturamıyordu.”Bir gün başına gelecek ölüm, sadece son ölümün olacak.Bunu hiç unutma.Bu gerçekle daima yüzleş, yüzleşmenin acısından kaçma.Yaşadığın ve yaşayacağın birçok sorunda bu gerçek sana yol gösterecektir.Ne geçmişine takıl, ne de olmayan geleceğine.Her an elinden alınan anlara odaklan ve onların nereye akıp gittiğini öğren.İşte o zaman, ölüm elinden hiçbir şeyi alamaz.Çünkü o anlar, gitmesi gerektiği yere senden önce gitmiştir.”
Çıkarım:
Ölüm korkusu  yok olmak,sonsuz olamamak
(Ölüm korkusu)’  sonsuza kalmak
Sonsuza kalmak => Her an bütün olaylarda, şeylerde, kainatta, O’nun güzel isimlerine tanıklık etmek(Melekler hastalanamaz,iyileşemez ve bundandır ki O’nun Şafi ismini deneyimleyerek bilmezler.Ya da sıkıntı hissi yaşayamazlar.Geçen gün söylemiştin sanırım.Sıkıntı halinde el-Kabiz ismi tecelli ediyor diye.Dolayısıyla melekler Yaratıcı’nın el-Kabiz olduğunu deneyimleyerek bilemezler.Yani insanı meleklerden bile üstün kılan özellik, insanın Yaratıcı’nın tüm isimlerini deneyimleyerek bilmesi ve tanıması mı?Evet Doktor.İşte acıların, kederlerin, hüzünlerin hikmeti de burada tecelli ediyor gibi geliyor bana.O isteseydi tabi ki dünya hayatını acısız da yaratabilirdi ama o zaman insan büyük bi fırsatı kaçırmış olurdu.O’nun bize kendisini açmasının, kendisini tanıma fırsatı vermesinin de bir bedeli olmalı.Düşünsene, insan Mutkal bir Varlığı tanıyor.), bu anlarımıza, eylemlerimize sonsuzluk kazandırır.Yaratıcı onları alır beka alemine yollar.O’nun adına yaşanan anlar yok olmaz, sonsuz bir varlık imkanı kazanır.O’nun adına yaşanan hiçbir şeyin kaybolmadığını, gerimizde kalmadığını, bilakis önümüzde gittiğini bilmek.Bu muhteşem birşey.

Üstüne ciltlerce kitap yazılabilecek bir konu olan ölümü bu açıdan işleyip çok değerli fikirlerini bizlere sunduğu için, bizlere bu kitabı okuma fırsatı verdiği için Mustafa Ulusoy’a teşekkürler…
Keyifle okumanız değil idrak ederek okumanız dileklerimle…
Altını Çizdiklerim(damıttıklarım):
“Gideceğimi sezinliyorum Mavi.Hakkını helal et dedi, büyük bir teslimiyet içinde.Onun bu haline bayılıyordum.Her şeye razı ve teslim olarak yaşamın üstüne çıkmış asin duruşuna hayrandım.”
“Ayrılırken söylenen sözler, beraberken yaşananların özetidir.”
“Onsuz hayatın anlamı yok diyebileceğiniz kimse yoktu bu dünyada.Sadece O’nsuz yaşamanın anlamı yoktur anlamlıydı.”
 “Eğer tüm seçenekleri deneyecek kadar zaman olsaydı özgürlük olur muydu sizce?Özgürlük, değer verilen her seçeneği aynı anda ya da birbiri ardına izlemeyi olanaksız kılan bir ortamda seçim yapmaktır.”
“İnsan: Dalıp giden ve çoğunlukla da dalıp gittiği yerde yaşayan varlık.”
“Olmuş olana öfke duymak insane hiç iyi gelmezdi.”
“Dünya hayatı: Gelip geçici.Fani.Kısa bir durak yeri.Gelinip sonra da gidilen, konulup göçülen bir yer.Bir uğrak yeri.Meşakkat, zorluk, zahmet.Kesinlikle rahatla, şöyle başından sonuna dek keyifle yaşanılacak bir yer değil.Hiç kimsenin başının göğe ermediği bir yaşantı.İnsanın istek ve arzularının tümünü asla gerçekleştiremeyeceği bir hayat.”
“Allah’ın merhametinden fazla merhamet, merhamet değildir.”
“Kahverengi hayat dediğin bu değil, kimsenin elde edemeyeceği bir şey istiyorsun sen.Bu dünyada hepimiz kaybederiz.Hayat kaybetmektir.Kaybetmeye razı olmaktır.İsteklerin bu dünyaya uymuyor.Sen nerede yaşadığını zannediyorsun, dünyanın cennet mi olduğunu sandın yoksa.Burası ne cennet ne de cehennem.Burası dünya, fani dünya.Gelip geçtiğimiz bir yer.Sadece bir durak, bir uğrak yeri.Kaybeden olmak istemiyorsan cennete gidersin ve artık orada hiç kaybetmezsin.Ama cennete gitmek istiyorsan, önce kaybedeceksin, her şeyini kaybedeceksin, ayrılmayı öğreneceksin, herşeyden ayrılmayı öğreneceksin, razı olacaksın, dünyanın ayrılık temeli üzerine kurulmuş olmasına rıza göstereceksin, teslim olacaksın.Çünkü burası kaybetmek için geldiğimiz bir yer.Kalmak için değil, gitmek için buradayız.”
“Bugün sizden birşey öğrendim.O’ndan şikayet etmek ile O’na şikayet etmek arasındaki farkı.”
“Çiçek alırken amacı eşini sevindirmek değildiTam tamına hayalinde şu imge vardı o an:Çiçeği veriyor, eşi çok seviniyor ve Mavi’ye bir kere daha hayran oluyor.Bana çiçek alan bir kocam var diye düşünüyor ve eşini kutsuyor.
Ne kadar utanmıştı kendinden.İnsan benliği tüm iyi eylemleri kendine mal etmek istiyordu.Bu olay, birkaç ay zihnini meşgul etmişti.Sonraları olayın şöyle geliştiği sonucuna varmıştı:
Çiçekleri gördüğümde içimde eşime çiçek alma arzusu uyandı.Yaratıcı, eşime rahmetini ve şefkatini beni vesile kılarak hissettirmek istedi ve içimde çiçek alma arzusunu, meylini yarattı.Bana düşen, sadece bir vesilelikti.Yaratıcı tarafından bana verilen çiçek alma arzusunu kötüye kullandım.Eşimi sevindirmek için değil kendi benliğim için, onun bana hayran olmasını sağlamak için aldım çiçekleri.Halbuki bu hissi bana Yaratıcı’nın verdiğini fark edip bunu eşime söylemeliydim.Yani bu çiçek sana Yaratıcı’nın armağanı demeliydim.”
“Bilirsiniz, serüveni anlamlı kılan sonucudur.Yol, insanı getirdiği yerle değer bulur.”
“İnsan dua ederken bile kibri elden bırakmıyor, çokbilmiş olabiliyordu.Şeytan ne diyordu:”En sevdiğim günah kibirdir!” Şeytan sizzler dua ederken bile iş başındaydı.”
“Akşam karanlığı dünyanın yüzüne düşerken, insanın da içine düşer, dünyanın yüzünü örterken, insanın kalbini açardı.Belki de bu yüzden, insanlar en koyu sohbetlere karanlık düşünce dalardı.”
“Ölüm meleği gelene kadar kaybedilmiş bir fırsat yoktu.İnsan kaybedilmiş gibi görünen bir hayatı bir güne sığdırabilir, berbat yaşanmış bir ilişkiyi bir günde telafi edebilirdi.Bir gün, bir saat, hatta bazen bir dakika öyle yaşanır ki, uzun bir hayata bedel olur.”
“AHLAK VARLIĞA ÖZEN GÖSTERMEKTİR.”
“İnsan içindeki gürültüden yanındakini duyabilir mi?”
“Bu neden benim başıma geldi? Cümlesini tehlikeli bulurdu Dr.Mavi.hiçbir insanın herhangi biro lay için bunu söylemeye hakkının olmadığını vurgulardı.Kimsenin, bunu yaşamamalıydım demek gibi bir lüksü yoktu.Hayat bir sınavdı.”
“En etkili terapi hayat terapisidir.Hayat insanı öyle sıkıştırır ki artık değişmekten başka care kalmaz.Hayat terapisi yaşadığımız en acılı olaylarla gerçekleşir.”
“Kendinle davranışlarını ayır.Bu hatayı çok yapıyorsun, derdi.Yüzlerce kere söylemişti çünkü.Davranışlarına kızabilirsin, onları kötüleyebilirsin, ama varlığını kötüleyemezsin.Varlığını kötüledikçe kendini değersizleştiriyor, kendini değrsizleştirdikçe sevilme ve ilgi ihtiyacını çoğaltıyor, sonra yine kızlara, geçici başarılara yöneliyorsun.”
“Başkalarının üzerinde oluşturacağı etkiyi hesaplamadan duygularını dile getirmelisin.”
“İnsan kendini sevdirmeye çalışmamalı, sevilmeye bırakmalı.”
“Huzurlu olmak istiyorsan asla niye dememeye çalış.”
“Birisi beni taktir etse artık içimden Allah’ım diyorum, karşıdaki insanda hayranlık uyandıran şey, bana değil Sana aittir.Hayran olunmaya layık olan Sen’sin.”
 
“Aşkla sevgi arasındaki farkı da anlamıştım.İnsanın varoluşsal ihtiyacı, karşılıklı sevgi hissinin eşlik ettiği ve çok daha önemlisi, ahlakın egemen olduğu bir ilişki idi.Aşk ise bir ilişki değildi.Tek başına yoğun, çok yoğun bir hissin egemen olduğu bir haldi.Bir kere daha vurgulamak istiyorum.Sevgi bir ilişkiydi aşk ise bir hal!Kötü değildi aşk.Sadece sahici ve samimi bir ilişkiye gore daha zayıf bir bağlanmaydı.”
“Hayat ileriye doğru akar gider.Ama geriye bakarak anlaşılır.”

Mustafa Ulusoy’un bu konuyla ilgili 2 köşe yazısı yayınlandı okumak isterseniz:
http://www.zaman.com.tr/mustafa-ulusoy/hayat-elden-gidiyor-kaygisi-1_2119893.html

http://www.zaman.com.tr/mustafa-ulusoy/gule-gule-hayat-yolun-acik-olsun-2_2123037.html

Emre Dağdeviren 22 Ağustos Perşembe 2013
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s